TANRI NEREDE?

24/12/2008 ·

Bir zamanlar, çok değil, bundan altmış beş yıl kadar önce, gazetelerde insanların AY’a gideceğine ilişkin haberler çıkmıştı. O zaman bu haberlerin Türkiye’deki yankısı nasıl oldu, anımsamıyorum; ama 1970’li yılların başında bu olay gerçekleşme yoluna girdiğinde, birtakım çevreler AY’ın bir nur olduğu, ona gidilemeyeceği görüşünü ileri sürüp yaygara koparmışlardı. Tartışmalar sürüp giderken İslam dünyasının en büyük bilimsel kurumunun (El Ezher Üniversitesi)  rektörü şöyle bir söz söylemişti;

            “AY’a gidilir, niçin gidilmesin. Ben de füzeye biner giderim. Böylece orada Tanrı’ya daha yakın olurum!”

 

            Bir bilim kurumunun başındaki kişi, ki bilim adamı olmak gerekir, böyle söylüyor! Kuşkusuz bu kişi herhangi bir bilim kolunun bilgini değildi, İslâmlıkla ilgili bilim dalının bilginiydi. Tanrı’nın AY’a daha yakın olduğunu söylemek Dünya’ya daha uzak olduğunu dile getirmek anlamına gelmez mi!

 

            Bir başka İslâm bilim adamı Prof. Mahmud El-SAVVAT, “RESÛLÜLLÂHIN PÂK ZEVCELERİ” adlı Peygamber eşlerini konu alan kitabında, şöyle bir şey söylüyor:

            “Haticetül’-Kübra (R.A) gerek Allah’ın(C.C) gerekse Resûlullah’ın (S.A.V) yanında en büyük rütbeye erişmişti. Öyle ki, Cebrâil Aleyhisselâm, yedi kat göğün üstünden(!!!),  âlemlerin Rabbinden ona selâm getirdi.”

 

            Nur yayınları arasında çıkan kitabı ALİ ASLAN adında birisi Türkçe’ye çevirmiş.

 

            Her iki örnekte de, İslâm inancına göre zamandan ve mekândan münezzeh (yani zaman ve yer kavramları dışında) olan Yüce Tanrı’ya yer (mekân) belirlenmiş. Bu gibi saçmalıkların örnekleri güçlük çekmeden çoğaltılabilir, sıralanabilir. Bu kafa yapısında olanların kendilerini haklı gösterebilmek için söyleyecekleri zırvadan da öteye geçmez. Herkesçe bilinir ki, zırva (anlamsız, saçma sapan söz) da tevil (başka anlama getirme) götürmez.

 

            Bütün bunlardan sonra, söyleyebiliriz ki, Yüce Tanrı’nın nerede olduğunun yanıtını en güzel, en doğru biçimde bizim ulusal ozanımız, DEDE KORKUT’umuz vermiştir. İşte;

 

 

 

            YÜCELERDEN YÜCESİN

            KİMSE BİLMEZ NİCESİN.

            GÜZEL TANRI

            NİCE CAHİLLER (bilgisizler) SENİ GÖKTE ARAR YERDE İSTER

            SEN HOD (yalnızca)  MÜMİNLERİN GÖNLÜNDESİN

            DAİM (sürekli) DURAN CEBBAR (ululuk ve güç sahibi)  TANRI

            BAKİ (ölümsüz)  KALAN SETTAR (günahları örten, bağışlayan) TANRI.

 

            Başka söze ne gerek!

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::